• Steve Jobs – Aç Kal Budala Kal (Alt Yazılı)

    Steve Jobs

    İlk hikayem noktaları birleştirmekle ilgili.

    Devamını oku…

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: , ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 16:37

  • Kitaplar 26.01.2009 Yorum yok

    15. Tümenin 38. Alayına doğru Yunan birliği harekete geçtiği sırada ağır makineli tüfeklerden biri arıza yapmıştı. İğne mahfazasına bakıldığında iğnenin kırıldığı anlaşılmıştı. Ama bir türlü iğine çıkaracağı bulunamamıştı. Bir yandan da Yunan Birlikleri hızla yaklaşıyordu. Mahfazayı yakalayan Abdurrahman Çavuş; dişleri, dudakları, dili cayır cayır yanarak iğneyi çıkardı, kızgın iğne kovanını dişlerinin arasında çevirerek yeni iğneyi taktı. Çevreye yanık kemik ve et kokusu yayılmıştı. Abdurrahman Çavuş, can acısından ve heyacandan bütün ciğerleriyle bağıra bağıra yakına gelmiş olan Yunan askerlerini biçmeye başlamıştı.

    Anlatılmaz yaşanır derlerdi. İşte bu kitap bütün mitleri yıkıyor. Kitabı, sanki savaşın içindeymiş gibi, her şeyi görerek ve hissederek okuyorsunuz. Bir tarih dersi bu şekilde anlatılmalıdır. Tarihin sadece rakamlardan ibaret olduğunu sanırdım bu kitabı okuyana dek. Turgut Özakman’a buradan teşekkürlerimi sunuyorum, tarihimi gerçekten yaşayarak anlamama yardımcı olduğu için.
    Kitaba verdiğim not ise 5 üzerinden 5.


    Kitap Adı: Şu Çılgın Türkler
    Yayınevi: Bilgi Yayınevi
    Yazarı: Turgut Özakman
    Yayın Yılı: 2008
    Sayfa Sayısı: 747 sayfa
    ISBN: 975220127x
    Dili: Türkçe

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:45

  • Kral : Şunun bilinmesini istiyorum ki; bizi Grendel’den kurtaracak kişiye krallığımın altınlarının yarısını veririm.
    Unferth : Kralım, sizin de müsaadenizle insanlarımızın kurtuluşu için koyunları ve keçileri Odin ve Heimdall’a kurban edelim. Ayrıca yeni Roma tanrısı Yüce İsa’ya da dua edecek miyiz? Belki de o bizim üzüntümüze son verebilir.
    Kral : Hayır, Unferth, hayır. Biz kendimiz için bir şeyler yapmadığımız sürece, tanrılar bizim için hiç bir şey yapmaz. İhtiyacımız olan bir kahraman.

    (Beowulf adlı filmden)

    Bu bana her işini Allah’a havale eden, her zaman bir kahramanın gelip kendilerini kurtarmasını bekleyen bir milleti hatırlattı. Sizce artık bir şeyler yapmamızın vakti gelmedi mi?

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: , ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 13:52

  • Nasıl olup da bir anda yok olmuştu? Halbuki daha dün birliktelerdi, havaalanına götürüp uçakla evine uğurlamıştı. Hayatından memnun muydu? Büyük bir memnuniyetle mi yoksa pişmanlıklarıyla mı ölmüştü? Korkuyor muydu yoksa huzurlu muydu? Onu ne kadar sevdiğini biliyor muydu? Nefesini tutmaya çalıştıkça gözlerinden yaşlar dökülüyordu.
    Uçak yere indiğinde doğrudan cenazeevine gitti ve ev annesi ile hayatını paylaşan insanlarla doluydu. Annesi bir Müslüman’dı fakat odada farklı renk ve inanca sahip insanlar vardı. Buradan ayrılalı uzun zaman olduğu için kimseyi tanımıyordu. Bazılarını babasına sorduktan sonra yalnız başına oturan bir kadının yanına giderek: “Ben onun en küçük kızıyım ve buradaki kimse sizi tanımıyor. Annemi nereden tanıdığınızı merak ediyorum.” dedi.

    Devamını oku…

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:46

  • Yazı-Şiir 14.01.2009 Yorum yok

    Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.

    İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı. Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan. Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın. 

    Dün, Bugün, Yarın Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı. Farkında olmadan rezil etti bu gününü.

    Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı… Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşını da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı. Ne yarın ne de dün!

    Can Dündar

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 13:55

  • Kitaplar 11.01.2009 Yorum yok

    Değişim artık her yerde, ayak uyduramazsanız yok olursunuz. Geriye gitmenin en kolay yolu yerinde durmaktır. Bence bir saatinizi ayırın ve bu kitabı okuyun.

    Bütün kitaplarında kısa ve öz hikayelerle sade bir anlatımı seçen yazar, bu kitabında da geleneği bozmamış. Değişimle ilgili tüm gerçekleri; kahramanları bir labirentte karınlarını doyuracak “Peynir”i arayan dört sevimli karakter olan güzel bir öyküyle resmetmiş.

    Peynir, hayatta elde etmeye çalıştığımız isteklerimizin simgesi. Labirent ise, bu isteklerimizin peşine düştüğümüz yeri temsil ediyor. Öyküde kahramanlar hiç beklemedikleri değişiklerle yüz yüze geliyorlar. Tıpkı gerçek yaşamdaki milyonlarca insan gibi. Bu yüzden kitap okuyucularına bir gün mutlaka yararlanacakları dersler veriyor; onların değişime kolayca uyum sağlamalarına yardımcı oluyor.

    İlgilenenlere yazarın “Bir Dakika” serisine bakmayı öneririm. Kitaba verdiğim not ise 5 üzerinden 3.


    Kitap Adı: Peynirimi Kim Kaptı?
    Yayınevi: Epsilon Yayınları
    Yazarı: Spencer Johnson
    Çeviren: Nazlı Uzunali
    Yayın Yılı: 1999
    Sayfa Sayısı: 84 sayfa
    ISBN: 9753311908
    Dili: Türkçe

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:48

Ara


Sponsor



Diğer