• Tayfun TaşkınŞimdiki sessiz sakin halime göre çok yaramazmışım küçükken, adıma göre bir şanım varmış fırtına gibi esermişim her yerde.

    Evde ne ayna kalmış kırılmadık ne de cam çerçeve. Bir anlamda evin eski camları yenilenmiş benimle.

    Belki de çok sopa yedim, o yüzden bu sakinliğim :)

    4 yaşımdayken bana bir arabanın çarptığını söyler hep annem. 2 yaşımdan itibaren pek çok şeyi hatırladığım halde hiç hatırlamam hayatımın o kısmını, sanki o an için silinmiş hafızam.

    Sakın bir yerimde kırık çıkık var diye düşünmeyin, sapasağlamım kafamdaki eksik tahtalar haricinde :)

    Öyle ya, deli olmayı kabul etmiş az sayıda kişiden biriyim sonuçta. Akıllı olduğunu kabul eden o kadar kişi varken…

    O kadar hızlı yaşarken bir gün köyümdeki ilkokula gitmem gerekmiş, titreyerek girmişim sınıfın kapısından, ağlamışım korkudan. Beni ikna edebilmek için 3 tekerlekli bisiklet almış dedem…

    O zamanlar ‘Doktor olacak benim oğlum.’ sözleriyle ilkokulu ‘Doktor’ olarak bitirmişim, ne olacağımdan habersiz.

    Sonra komşu köyün ortaokuluna gitmişim bizim köyde olmadığı için.

    Ordayken de bir sonraki mesleğim ‘Avukatlık’ çıkmış karşıma, ailem mahkemelerde miras davalarıyla uğraşırken.

    Üç sene sonunda benden habersiz ‘LGS’ diye bir sınav yapmışlar. Form bile gelmemiş okula, bilemem neden.

    Derken tesadüf de bu ya; Adapazarı’nın merkez lisesine düşmüş yolum. Hala ne olacağımdan habersiz.

    50 kelimeyle konuşurken 500 kelimeye çıkan çevrem şaşırtmış beni, ilk defa zayıf not görmüşüm başarılarla dolu hayatımda.

    İlk iki yıl İngilizce, sonraki yıllar Fizik Öğretmeni olmuşum, söylemeye gerek var mı bilmem bunların ne anlama geldiğinden yine habersiz olduğumu.

    O kadar hızlı geçmiş ki zaman bir bakmışım ÖSS diye bir şey var, o kadar çok mesleği bu sınavı geçmeden yapamıyormuş insan.

    İlk denemede pek çok mühendisliğe yetecek puan aldığım halde daha iyisini yapmak niyetiyle vazgeçmişim tercihten.

    ‘Daha iyisi ne?’ diye sorsalar, ‘İyisi işte o kadar’ derdim herhalde o zamanlar.

    Yine ikinci bir tesadüf dershaneye gitme şansı yakalamışım. İlk defa rekabeti orda tanımış, neden çalışmam gerektiği hakkında düşünmeye başlamışım. O yıl boyunca kalan yıllara oranla daha fazla meslek sahibi olmuşum, saysam yetişmez herhalde.

    Sonra bir de bakmışım Sakarya Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği okuyorum. Ne olduğunu bilmeden başlamışım okula. Artık değiştirme şansım da kalmamış ya, devam etmişim.

    Hani 500 kelimeydi ya, burada 5000 kelime çıkmış karşıma, afallamışım. Tek bildiğimin, hiçbir şey bilmediğim olduğunu anlamışım, önce susmayı sonra konuşmamayı öğrenmişim.

    Sonunda bütün okulları bitirmişim, ne olacağımdan hala habersiz…

    Bir otakudur tutturmuşum sonra, onu bulmak üzere çıktığım bu yolda devam ediyorum hala.

    Ya toslarım bir duvara ya da aşarım üstünden, artık duruma göre…

    Üyeliklerim: Google Buzz Hesabım Google'da Tayfun Taşkın Twitter Hesabım Facebook Hesabım FriendFeed Hesabım Live Spaces Günlüğüm Türk Blog Yazarları Flickr Fotoğraflarım MyBlogLog Hesabım XING Hesabım Bloglovin´ Hesabım Vimeo Hesabım Delicious Hesabım

    Ekler:

    Kısa Kısa… (642 Sözcük)

    Not: Vakit buldukça aklıma gelenleri yazacağım.

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

  • 2 Yorum Var

    WP_Modern_Notepad
    • DAVUT DEMİR

      KOMUTANIM SÜPER BİR SİTE…BAŞARILAR…

    • vahit peker

      kardeş siten güzel olmuş tebrikler. biyografini yaparken maşallah edebiyat yapmışız bir edebiyatçıdan fazla. saygılar

    Yorum yaz

    Not: Yorum yönetimi aktif durumda, yorumunuz gecikebilir. Tekrar yorum yazmanıza gerek yoktur.

Ara


Sponsor



Diğer