• Kral : Şunun bilinmesini istiyorum ki; bizi Grendel’den kurtaracak kişiye krallığımın altınlarının yarısını veririm.
    Unferth : Kralım, sizin de müsaadenizle insanlarımızın kurtuluşu için koyunları ve keçileri Odin ve Heimdall’a kurban edelim. Ayrıca yeni Roma tanrısı Yüce İsa’ya da dua edecek miyiz? Belki de o bizim üzüntümüze son verebilir.
    Kral : Hayır, Unferth, hayır. Biz kendimiz için bir şeyler yapmadığımız sürece, tanrılar bizim için hiç bir şey yapmaz. İhtiyacımız olan bir kahraman.

    (Beowulf adlı filmden)

    Bu bana her işini Allah’a havale eden, her zaman bir kahramanın gelip kendilerini kurtarmasını bekleyen bir milleti hatırlattı. Sizce artık bir şeyler yapmamızın vakti gelmedi mi?

    Bookmark and Share

    Etiketler: , ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 13:52

  • Nasıl olup da bir anda yok olmuştu? Halbuki daha dün birliktelerdi, havaalanına götürüp uçakla evine uğurlamıştı. Hayatından memnun muydu? Büyük bir memnuniyetle mi yoksa pişmanlıklarıyla mı ölmüştü? Korkuyor muydu yoksa huzurlu muydu? Onu ne kadar sevdiğini biliyor muydu? Nefesini tutmaya çalıştıkça gözlerinden yaşlar dökülüyordu.
    Uçak yere indiğinde doğrudan cenazeevine gitti ve ev annesi ile hayatını paylaşan insanlarla doluydu. Annesi bir Müslüman’dı fakat odada farklı renk ve inanca sahip insanlar vardı. Buradan ayrılalı uzun zaman olduğu için kimseyi tanımıyordu. Bazılarını babasına sorduktan sonra yalnız başına oturan bir kadının yanına giderek: “Ben onun en küçük kızıyım ve buradaki kimse sizi tanımıyor. Annemi nereden tanıdığınızı merak ediyorum.” dedi.

    Devamını oku…

    Bookmark and Share

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:46

  • Yazı-Şiir 14.01.2009 Yorum yok

    Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.

    İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı. Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan. Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın. 

    Dün, Bugün, Yarın Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı. Farkında olmadan rezil etti bu gününü.

    Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı… Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşını da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı. Ne yarın ne de dün!

    Can Dündar

    Bookmark and Share

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 13:55

  • Kitaplar 11.01.2009 Yorum yok

    Değişim artık her yerde, ayak uyduramazsanız yok olursunuz. Geriye gitmenin en kolay yolu yerinde durmaktır. Bence bir saatinizi ayırın ve bu kitabı okuyun.

    Bütün kitaplarında kısa ve öz hikayelerle sade bir anlatımı seçen yazar, bu kitabında da geleneği bozmamış. Değişimle ilgili tüm gerçekleri; kahramanları bir labirentte karınlarını doyuracak “Peynir”i arayan dört sevimli karakter olan güzel bir öyküyle resmetmiş.

    Peynir, hayatta elde etmeye çalıştığımız isteklerimizin simgesi. Labirent ise, bu isteklerimizin peşine düştüğümüz yeri temsil ediyor. Öyküde kahramanlar hiç beklemedikleri değişiklerle yüz yüze geliyorlar. Tıpkı gerçek yaşamdaki milyonlarca insan gibi. Bu yüzden kitap okuyucularına bir gün mutlaka yararlanacakları dersler veriyor; onların değişime kolayca uyum sağlamalarına yardımcı oluyor.

    İlgilenenlere yazarın “Bir Dakika” serisine bakmayı öneririm. Kitaba verdiğim not ise 5 üzerinden 3.


    Kitap Adı: Peynirimi Kim Kaptı?
    Yayınevi: Epsilon Yayınları
    Yazarı: Spencer Johnson
    Çeviren: Nazlı Uzunali
    Yayın Yılı: 1999
    Sayfa Sayısı: 84 sayfa
    ISBN: 9753311908
    Dili: Türkçe

    Bookmark and Share

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:48

  • Bardak ve Su Once upon a time, there was a student looking everything with a pesimist aspect, murmuring all the time and always seeing the glass as half empty. The sage used to tell him all the time to focus on positive thinking; however, the student didn’t listen to him.
    One day, the sage called him to come. Again, he took a glass and pored water till the half of the glass became full, and then asked to him, ”What do you see?”
    The student used to hate this attitude of the sage.  The student thought that ”This dotard keeps telling the same things all the time!” He poured the water inside the glass and put the glass inverted. Then, he said ”Now, I see a completely empty glass!” with a nervous voice.
    Upon his this behaviour, the sage smiled and yelled ”Excellent!” with enthusiasm.
    While the student staring at  the sage with twisted eyes, the sage said him, ”Now, you can fill your glass with your desired drink.” and after taking glass he poured tea into the glass.
    And then, he continued, ”As you see, if you had poured tea while the half was full of water, the mixture would taste neither as tea nor as water.
    So, sometimes, seeing events from full half is not enough. When you cannot find a way-out, it may be more sensible to start from the scratch.

    Tayfun Taşkın

    Türkçesi için buraya bakabilirsiniz, İngilizce çevirisi için kuzenim Şakir’e teşekkürler.

    Bookmark and Share

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:22

  • TT, İnovasyon 09.01.2009 Yorum yok

    İşte bir inovasyon örneği daha. Bir GSM operatörü olan Turkcell’in arandıkça kontör kazandırmak için oluşturduğu bir sistem. Bu fikri bir inovasyon örneği olarak görüyorum ama tamamlanması gereken bazı kısımları var bana göre.

    Şöyle çalışıyor;

    Önce sisteme üye olup bir reklam tonu seçiyorsunuz. O reklam sizi arayanlara, siz telefonunuzu açana kadar dinlettiriliyor. Siz telefonu açtığınız anda kontör kazanıyorsunuz. Ayrıntılı bilgiyi sitelerinde bulabilirsiniz.

    Basit ama inovatif bir örnek. Şimdi bunu biraz ilerletelim;

    Web sitelerinde içeriğe göre reklam üreten AdSense reklamlarını herkes biliyor. Bunu da benzer şekilde TonSense(Tayfun Taşkın) olarak düşünmeyi deneyelim. Bu, arayan kişinin mesleğine, ilgi alanlarına vb. tercihlerine göre reklam seçip dinleten bir yapı olsaydı bence tam bir inovasyon harikası olurdu.

    Bookmark and Share

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:20