• Kitaplar 11.01.2009 Yorum yok

    Değişim artık her yerde, ayak uyduramazsanız yok olursunuz. Geriye gitmenin en kolay yolu yerinde durmaktır. Bence bir saatinizi ayırın ve bu kitabı okuyun.

    Bütün kitaplarında kısa ve öz hikayelerle sade bir anlatımı seçen yazar, bu kitabında da geleneği bozmamış. Değişimle ilgili tüm gerçekleri; kahramanları bir labirentte karınlarını doyuracak “Peynir”i arayan dört sevimli karakter olan güzel bir öyküyle resmetmiş.

    Peynir, hayatta elde etmeye çalıştığımız isteklerimizin simgesi. Labirent ise, bu isteklerimizin peşine düştüğümüz yeri temsil ediyor. Öyküde kahramanlar hiç beklemedikleri değişiklerle yüz yüze geliyorlar. Tıpkı gerçek yaşamdaki milyonlarca insan gibi. Bu yüzden kitap okuyucularına bir gün mutlaka yararlanacakları dersler veriyor; onların değişime kolayca uyum sağlamalarına yardımcı oluyor.

    İlgilenenlere yazarın “Bir Dakika” serisine bakmayı öneririm. Kitaba verdiğim not ise 5 üzerinden 3.


    Kitap Adı: Peynirimi Kim Kaptı?
    Yayınevi: Epsilon Yayınları
    Yazarı: Spencer Johnson
    Çeviren: Nazlı Uzunali
    Yayın Yılı: 1999
    Sayfa Sayısı: 84 sayfa
    ISBN: 9753311908
    Dili: Türkçe

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:48

  • Bardak ve Su Once upon a time, there was a student looking everything with a pesimist aspect, murmuring all the time and always seeing the glass as half empty. The sage used to tell him all the time to focus on positive thinking; however, the student didn’t listen to him.
    One day, the sage called him to come. Again, he took a glass and pored water till the half of the glass became full, and then asked to him, ”What do you see?”
    The student used to hate this attitude of the sage.  The student thought that ”This dotard keeps telling the same things all the time!” He poured the water inside the glass and put the glass inverted. Then, he said ”Now, I see a completely empty glass!” with a nervous voice.
    Upon his this behaviour, the sage smiled and yelled ”Excellent!” with enthusiasm.
    While the student staring at  the sage with twisted eyes, the sage said him, ”Now, you can fill your glass with your desired drink.” and after taking glass he poured tea into the glass.
    And then, he continued, ”As you see, if you had poured tea while the half was full of water, the mixture would taste neither as tea nor as water.
    So, sometimes, seeing events from full half is not enough. When you cannot find a way-out, it may be more sensible to start from the scratch.

    Tayfun Taşkın

    Türkçesi için buraya bakabilirsiniz, İngilizce çevirisi için kuzenim Şakir’e teşekkürler.

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:22

  • TT, İnovasyon 09.01.2009 Yorum yok

    İşte bir inovasyon örneği daha. Bir GSM operatörü olan Turkcell’in arandıkça kontör kazandırmak için oluşturduğu bir sistem. Bu fikri bir inovasyon örneği olarak görüyorum ama tamamlanması gereken bazı kısımları var bana göre.

    Şöyle çalışıyor;

    Önce sisteme üye olup bir reklam tonu seçiyorsunuz. O reklam sizi arayanlara, siz telefonunuzu açana kadar dinlettiriliyor. Siz telefonu açtığınız anda kontör kazanıyorsunuz. Ayrıntılı bilgiyi sitelerinde bulabilirsiniz.

    Basit ama inovatif bir örnek. Şimdi bunu biraz ilerletelim;

    Web sitelerinde içeriğe göre reklam üreten AdSense reklamlarını herkes biliyor. Bunu da benzer şekilde TonSense(Tayfun Taşkın) olarak düşünmeyi deneyelim. Bu, arayan kişinin mesleğine, ilgi alanlarına vb. tercihlerine göre reklam seçip dinleten bir yapı olsaydı bence tam bir inovasyon harikası olurdu.

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:20

  • Genel, Tarihten 08.01.2009 Yorum yok

    Bir gün Amerika Başkanı Roosevelt’e sormuşlar. Üniversitemizde bir konuşma yapmanız lazım, bizi inşallah kırmazsınız. Roosevelt “herhalde zamanımız var” demiş. 2 hafta demişler. O zaman “herhalde 2-3 saat konuşma sürem vardır” demiş. Hayır efendim, 15 dakika süreniz var, demişler. Roosevelt dönmüş, “bakın” demiş, “eğer 2 saat konuşmam gerekiyorsa, 2 hafta hazırlık süresi yeter. Ama eğer 15 dakika konuşmamı isterseniz, minimum 2 ay önceden hazırlık yapmam lazım.“

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 16:03

  • Genel, İnternet 08.01.2009 Yorum yok

    Editorya Dün akşam Blograzzi’de sitemin ne alemde olduğunu görmek için şöyle bir bakayım demiştim, o sırada benim blogumun da tanıtıldığı bu siteye rastladım. Çok güzel bir çalışma yaptıkları için kendilerine teşekkür ediyorum.

    Bu arada bir şeyi de farketmiş oldum; sitemdeki bütün içeriği aynı anda RSS reader üzerinden yayınlıyordum, bu da referans alan sitelerde açılmasını yavaşlatıyormuş. Artık RSS üzerinden sadece son 15 girdimi yayınlıyorum.

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 13:58

  • Genel, İnternet 06.01.2009 Yorum yok

    twitter’a yazılan tüm içerikler arasından Türkçe olanları ayıklayarak yayınlayan bir site. Bu içerikleri yazanlar üzerinden yine Türk olan arkadaşlarına ulaşarak arşivlerine ekliyorlar.

    Gerçekten güzel düşünülmüş bir fikir. Kendilerini tebrik ediyorum.

    Ayrıntılı bilgiyi sitelerinde bulabilirsiniz. Bunu yazdıktan sonra fark ettim Webrazzi‘de daha güzel bir açıklama ile yayınlanmış.

    Tüh geç kaldım :)

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 16:50

Ara


Sponsor



Diğer