Olasılıksız
Olasılıksız…
Evet olasılıksız. Okuduktan sonra dediğim tek söz buydu. Böyle bir kitabın yazılabilmiş olması OLASILIKSIZ. Adam Fawer bunu başarmış.
Kitap Next adlı film gibi geleceği görebilen bir adamın yeteneklerinin üzerine yazılmış bir kitap.
Olasılıksız bulmamın sebebi ise, normal bir seyirde okurken, birden olay o kadar çok farklı bir noktaya geliyor ki, sizin dediğiniz ilk şey "Nası yani yaaaa?" oluyor. Ve geri dönüp sayfaları karıştırmaya hikayenin bu hale nasıl geldiğini anlamaya çalışıyorsunuz.
Olasılıksız hakkında söyleyeceklerim şimdilik bunlar. En kısa zamanda yazarın sonraki kitabı olan Empati’yi de okumayı düşünüyorum. Kitaba verdiğim not ise 5 üzerinden 4.
|
Kitap Adı: Olasılıksız |
Motivasyonun Üç Türü
"Eğer gece eve geç gelmişsen, bu senin bu ay dışarı çıkabileceğin tek gece olur." ya da "Eğer satışlarını artırmazsan kovulursun." işte bu "Korku Motivasyonu‘dur". Bazı insanlar üzerinde işe yarar ve onların başarılı olmalarını sağlar. Bu aslında motivasyon değildir, ama insanların performansını artırdığı için motivasyon gibi algılanabilir. Sakıncası ise, korku isyana neden olur ve daha kötü sonuçlara yol açabilir. Bu şekil motivasyon çoğunlukla çocuklar üzerinde uygulanır.
İş Yaşamında 100 Kanguru – Sistem Liderliği
Ahmet Şerif İzgören’in yazdığı bu kitap; "Nasıl lider olunur?" sorusuna çok güzel bir şekilde, yer yer küçük hikayelerle destek vererek, mizahi bir üslupla cevap veriyor. Yabancıların yazdığı liderlik kitaplarının Türk insanının yapısına yeterince uymadığını belirten İzgören, bence bu güne kadarki en iyi liderlik kitabını yazmış.
Kitapta "Yönetici", "Lider" ve "Sistem Lideri" arasındaki belirgin farkları çok iyi bir şekilde listeleyen İzgören, gerçek liderin "Sistem Lideri" olması gerektiğini söylüyor ve bize şöyle bir tablo veriyor:
|
|
Başlarına Taktıkları |
Giydikleri |
|
Yönetici |
Silindirik Şapka |
Smokin |
|
Lider |
Miğfer |
Üniforma |
|
Sistem Lideri |
Kep |
Kot Pantolon |
Her kütüphanede bulunması gereken bu kitabın yanında yazarın diğer kitaplarından bazıları da şöyle:
Yel değirmeniniz var mı?
Bunun "Don Kişot" ile alakalı olduğunu düşünmeyin çünkü değil. Bu "Geleceğe Dönüş" filminden çıkarılacak derslerden biri. Şimdi sorarsınız ne alaka diye. Şöyle anlatayım;
Geleceğe Dönüş 3. filmde hatırlarsanız, sevgili psikopat doktorumuz Emmett Brown ile Marty McFly 1885′ten geri dönmeye çalışıyorlardı. Zaman makinesi için benzin bulamadıklarından dolayı bir trene 88 mil (neden 88 hep merak etmişimdir
) hız yaptırıp onunla zaman makinesini çalıştırmak istiyorlardı. Buraya kadar tamam. Peki yel değirmeni?
Doktorun evinde hazırladığı maket üzerinde bunun deneyini yapmaya çalıştılar. Bu deneyi yaparken doktor yapılacakları anlatıyordu. Tam metni hatırlamıyorum ama şu şekilde bir konuşma geçmişti:
ZAMAN YÖNETİLEMEZ!

Hiç boş vaktim yok, çok yoğunum…
Hiçbir şeye yetişemiyorum…
Gideceğim yere zamanında yetişemiyorum…
Spor yapmayı çok istiyorum, bir türlü zaman ayıramıyorum…
Hobilerime ancak hedeflerime ulaştıktan sonra zaman ayırabilirim…
Sanırım pek çok zaman yönetimi makalesine bu sözlerle başlanır. Ben de usulüne uygun olması açısından böyle başlamayı tercih ettim. Yalnız ben burada zamanın nasıl yönetilebileceğinden bahsetmek yerine onun yönetilmesinin gerçekte imkansız olduğundan bahsetmek istiyorum. Yanlış duymadınız. Evet ZAMAN YÖNETİLEMEZ!