• Kitaplar 14.02.2010 Yorum yok

    Hayatta ilk defa bir kitabı ikinci kez okuma isteği duyduğumu söyleyebilirim. İnsanların pek ilgisini çekmeyen "günce" gibi yazılmış bir kitap olmasına rağmen, o kadar akıcı bir dile ve ilginç bir hikayeye sahip ki bir sonraki sayfayı bırakın bir sonraki satırda ne olacağını öğrenmek için sabırsızlanıyorsunuz. Bu hikayede siz de yaşamak istiyorsunuz.

    Serinin diğer kitaplarına gelince;

    Yeniay (New Moon)’da hikaye biraz yavaşlamış ve biraz sıkıcı hale gelmiş. Seri içinde en çok sıkıldığım ama yine de devamını merak ettiğim bir kitap. Ve kitabı okurken etkilenmemek elde bile değil.

    Tutulma (Eclipse)’da tekrar eski canlılığına kavuşan hikayede taşların yerine oturmasıyla çok daha güzel hale geliyor, ama ilk kitabın tadını yine veremiyor.

    Şafak Vakti (Breaking Dawn) ise başlı başına bir blog konusu aslında. Bu kitabı bırakın ikinciye belki beş kere okumak bile isterim. Olaylar o kadar ilginç bir hale geliyor ki, olamaz bu kadar diyorsunuz. Bir yandan hikayenin bittiğine üzülürken, diğer yandan da herkesin mutlu olmasına seviniyorsunuz.

    Ama bütün hikayenin sonunda söylemek istediğim sadece bir şey var:

    "Ben Edward’ın yerinde olsam Bella’yı yerdim :)"

    Hikayedeki ana karakterler: Bella Swan, Edward Cullen, Jacop Black, Charlie, Renee, Alice, Jasper, Charlisle, Esme, Rosalie, Emmet, Volturiler ve hikayeye son katılan Renesmee.

    Alacakaranlık serisine genel olarak 5 üzerinden 4 vermekle beraber dördüncü kitaba 5 üzerinden 5 veriyorum. 

    Devamını oku…

    1 kişi bunu beğendi.
    Bookmark and Share

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 21:52

  • Kitaplar 17.02.2009 Yorum yok

    Büyük heyecanla aldığım ama aldığımdan daha az heyecanla okuduğum bir kitap. Açıklamalara ve yorumlara bakıldığında daha çok Da Vinci Şifresi ile karşılaştırılmış, aldığımda da bunun doğru olduğunu gördüm. Argo bir tabirle Da Vinci çakması olarak nitelendirebilirim. (İlgilenenler için benzer bir şekilde Da Vinci çakması olan bir Türkçe kitap da Derin İmparatorluk)

    Dan Brown‘nun yazdığı kitaplara benzer bir tarzda anlatılmış ancak bana göre hikaye tam oturmamış. Tarihi sadece CIA yıllarındaki eğitiminden bilen bir ajan (Lang) ve ona yardım eden diğer iki ajan (Gurt ve Jacob) (biri MOSSAD’dan) tapınak şövalyelerinin şifrelerini çözmeye çalışıyor ve sonuca ulaşıyorlar. Kitaptaki ana karakter olan Lang, Da Vinci Şifresi’ndeki Robert Langdon’dan esinlenmiş ama onun kadar karizma bir kişiliği yok. Yine diğer karakterler de çok baskın karakterler değiller. Ayrıca kitapta hala anlamadığım (103. sayfa “Portekiz - Aynı gün, saat 08:27” diye başlayan) bir bölüm var, buraya nerden ne zaman ve nasıl geldi bir türlü çözemedim.

    Daha güzel olması açısından şifreler daha mantıklı seçilebilirdi ve Lang’a yardımcı olmak üzere bir de tarih profesörü falan bulunabilirdi. Ben Dan Brown anlatımına alışmış olduğum için de böyle düşünmüş olabilirim.
    Kitaba verdiğim not ise 5 üzerinden 3.


    Kitap Adı: Pegasus Sırrı
    Yayınevi: Pegasus Yayınları
    Yazarı: Gregg Loomis
    Yayın Yılı: 2008
    Sayfa Sayısı: 400 sayfa
    ISBN: 6055943264
    Dili: Türkçe

    Adını verdiğim diğer kitaplar:

    Devamını oku…

    Bookmark and Share

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:36

  • Kitaplar 26.01.2009 Yorum yok

    15. Tümenin 38. Alayına doğru Yunan birliği harekete geçtiği sırada ağır makineli tüfeklerden biri arıza yapmıştı. İğne mahfazasına bakıldığında iğnenin kırıldığı anlaşılmıştı. Ama bir türlü iğine çıkaracağı bulunamamıştı. Bir yandan da Yunan Birlikleri hızla yaklaşıyordu. Mahfazayı yakalayan Abdurrahman Çavuş; dişleri, dudakları, dili cayır cayır yanarak iğneyi çıkardı, kızgın iğne kovanını dişlerinin arasında çevirerek yeni iğneyi taktı. Çevreye yanık kemik ve et kokusu yayılmıştı. Abdurrahman Çavuş, can acısından ve heyacandan bütün ciğerleriyle bağıra bağıra yakına gelmiş olan Yunan askerlerini biçmeye başlamıştı.

    Anlatılmaz yaşanır derlerdi. İşte bu kitap bütün mitleri yıkıyor. Kitabı, sanki savaşın içindeymiş gibi, her şeyi görerek ve hissederek okuyorsunuz. Bir tarih dersi bu şekilde anlatılmalıdır. Tarihin sadece rakamlardan ibaret olduğunu sanırdım bu kitabı okuyana dek. Turgut Özakman’a buradan teşekkürlerimi sunuyorum, tarihimi gerçekten yaşayarak anlamama yardımcı olduğu için.
    Kitaba verdiğim not ise 5 üzerinden 5.


    Kitap Adı: Şu Çılgın Türkler
    Yayınevi: Bilgi Yayınevi
    Yazarı: Turgut Özakman
    Yayın Yılı: 2008
    Sayfa Sayısı: 747 sayfa
    ISBN: 975220127x
    Dili: Türkçe

    Bookmark and Share

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:45

  • Nasıl olup da bir anda yok olmuştu? Halbuki daha dün birliktelerdi, havaalanına götürüp uçakla evine uğurlamıştı. Hayatından memnun muydu? Büyük bir memnuniyetle mi yoksa pişmanlıklarıyla mı ölmüştü? Korkuyor muydu yoksa huzurlu muydu? Onu ne kadar sevdiğini biliyor muydu? Nefesini tutmaya çalıştıkça gözlerinden yaşlar dökülüyordu.
    Uçak yere indiğinde doğrudan cenazeevine gitti ve ev annesi ile hayatını paylaşan insanlarla doluydu. Annesi bir Müslüman’dı fakat odada farklı renk ve inanca sahip insanlar vardı. Buradan ayrılalı uzun zaman olduğu için kimseyi tanımıyordu. Bazılarını babasına sorduktan sonra yalnız başına oturan bir kadının yanına giderek: “Ben onun en küçük kızıyım ve buradaki kimse sizi tanımıyor. Annemi nereden tanıdığınızı merak ediyorum.” dedi.

    Devamını oku…

    Bookmark and Share

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:46

  • Kitaplar 11.01.2009 Yorum yok

    Değişim artık her yerde, ayak uyduramazsanız yok olursunuz. Geriye gitmenin en kolay yolu yerinde durmaktır. Bence bir saatinizi ayırın ve bu kitabı okuyun.

    Bütün kitaplarında kısa ve öz hikayelerle sade bir anlatımı seçen yazar, bu kitabında da geleneği bozmamış. Değişimle ilgili tüm gerçekleri; kahramanları bir labirentte karınlarını doyuracak “Peynir”i arayan dört sevimli karakter olan güzel bir öyküyle resmetmiş.

    Peynir, hayatta elde etmeye çalıştığımız isteklerimizin simgesi. Labirent ise, bu isteklerimizin peşine düştüğümüz yeri temsil ediyor. Öyküde kahramanlar hiç beklemedikleri değişiklerle yüz yüze geliyorlar. Tıpkı gerçek yaşamdaki milyonlarca insan gibi. Bu yüzden kitap okuyucularına bir gün mutlaka yararlanacakları dersler veriyor; onların değişime kolayca uyum sağlamalarına yardımcı oluyor.

    İlgilenenlere yazarın “Bir Dakika” serisine bakmayı öneririm. Kitaba verdiğim not ise 5 üzerinden 3.


    Kitap Adı: Peynirimi Kim Kaptı?
    Yayınevi: Epsilon Yayınları
    Yazarı: Spencer Johnson
    Çeviren: Nazlı Uzunali
    Yayın Yılı: 1999
    Sayfa Sayısı: 84 sayfa
    ISBN: 9753311908
    Dili: Türkçe

    Bookmark and Share

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:48

  • Diğerleri 30.12.2008 Yorum yok

    Ne olursa olsun yaşamaya devam etmeliyiz, hayattan vazgeçmemeliyiz diyen bir kitap. Yakalandığı hastalıktan dolayı sol göz kapağı dışında her tarafı felçli olan bir Fransız dergi yayıncısının yazdığı bu kitap, herkesin okuması gereken bir kitaptır.

    Göz kapağını açıp kapatarak oluşturduğu alfabede, harfleri tek tek belirterek (yaklaşık iki yüz bin göz kırpmasıyla) yazdığı bu kitap için yazarı takdir ediyorum. (Kendisi kitap yayınlandıktan dört gün sonra ölmüş.)

    Kitaba edebi açıdan bakacak olursak, çok kaliteli bir anlatıma sahip olmadığını görürüz. Ama gerçek değeri açısından bakacak olursak bence yazılmış en değerli birkaç kitaptan biridir.

    Jean-Dominique Bauby ikilisinin yazdığı bu kitaba edebi açıdan 5 üzerinden 3, kitabın değeri açısından 5 üzerinden 5 veriyorum.

     

    Kitap Adı: Kelebek ve Dalgıç Giysisi
    Yayınevi: Arion Yayınları
    Yazarı: Jean-Dominique Bauby
    Çeviren: Burçin Gerçek
    Yayın Yılı: 1997
    Sayfa Sayısı: 120 sayfa
    ISBN: 9755710600
    Dili: Türkçe

    Bookmark and Share

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:51