Kendinizi hissetme şeklinizdir. İltifatlar kendinize olan özsaygınızı artırmaz. Özsaygınızı oluşturmak için çok paranız olmasına ya da kendinize bir şeyler almanıza gerek yoktur. Bunu içinizde hissedersiniz. Özsaygı direkt olarak kendi değerinize ve bunları nasıl değerlendirdiğinize bağlıdır. İstek dolu, azimli bir yaşam sürmeniz bir gayenizin olmasını, bu gayenize ulaşmak için cesaret ve inanç taşımanızı, buna bağlı kalabilmeniz için disiplinli olmanızı ve gerçekleştiğini görebilmeniz için tahammülünüzün olmasını gerektirir. Bu çok büyük ya da basit bir amaç olabilir. Hiç fark etmez. Bir amacınız olsun yeter.
Amacınıza ulaşmak için hedefinizi ve hayatınızdaki mevkiinizi koruyarak kendinize karşı dürüst olmalısınız. Bu süreç, bir kişilik sahibi olmanızı, bazı yönlerinizi geliştirmenizi ve olabileceğiniz en iyi insan olmanızı sağlayacaktır.
Bunu başarırsanız ya da şu anda bu sürecin içindeyseniz kendinizi tanımakla ödüllendirileceğinizi bilin. Kendinizle gurur duymaya başlayabilirsiniz. Peki bu özsaygı değildir de nedir?
Uzun zaman önce yaşlı bir adam karşıya geçmek için nehir kenarında duruyordu. Su çok soğuk ve köprü de uzakta olduğundan karşıya geçmek için bir atlıya ihtiyacı vardı. Uzun bir süre bekledikten sonra, ona doğru gelen bir grup atlı gördü. İlkinin geçmesine izin verdi. Sonra ikincinin, üçüncünün, … Geriye tek bir atlı kalmıştı. Yaklaştığında adam onun gözlerine baktı ve "Beni karşıya geçirir misin oğlum?" diye sordu.
Fabre tırtılları bir tabağın içine çember şeklinde yerleştirerek birbirlerini takip etmesini sağlamış. Daha sonra ortalarına yiyecek koymuş, ama tırtıllar dönmeye devam etmiş. Bir gün, iki gün derken aradan iki hafta geçmiş ama tırtıllar birbirini takip etmeyi bırakmamışlar. Üçüncü haftanın sonunda aradan birkaç tanesi ölmüş. Bu sayede yoldan saparak yiyeceklere ulaşabilmişler.
Bunun "Don Kişot" ile alakalı olduğunu düşünmeyin çünkü değil. Bu "





