• Kendinizi hissetme şeklinizdir. İltifatlar kendinize olan özsaygınızı artırmaz. Özsaygınızı oluşturmak için çok paranız olmasına ya da kendinize bir şeyler almanıza gerek yoktur. Bunu içinizde hissedersiniz. Özsaygı direkt olarak kendi değerinize ve bunları nasıl değerlendirdiğinize bağlıdır. İstek dolu, azimli bir yaşam sürmeniz bir gayenizin olmasını, bu gayenize ulaşmak için cesaret ve inanç taşımanızı, buna bağlı kalabilmeniz için disiplinli olmanızı ve gerçekleştiğini görebilmeniz için tahammülünüzün olmasını gerektirir. Bu çok büyük ya da basit bir amaç olabilir. Hiç fark etmez. Bir amacınız olsun yeter.

    Özsaygı Amacınıza ulaşmak için hedefinizi ve hayatınızdaki mevkiinizi koruyarak kendinize karşı dürüst olmalısınız. Bu süreç, bir kişilik sahibi olmanızı, bazı yönlerinizi geliştirmenizi ve olabileceğiniz en iyi insan olmanızı sağlayacaktır.

    Bunu başarırsanız ya da şu anda bu sürecin içindeyseniz kendinizi tanımakla ödüllendirileceğinizi bilin. Kendinizle gurur duymaya başlayabilirsiniz. Peki bu özsaygı değildir de nedir?

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 16:19

  • Uzun zaman önce yaşlı bir adam karşıya geçmek için nehir kenarında duruyordu. Su çok soğuk ve köprü de uzakta olduğundan karşıya geçmek için bir atlıya ihtiyacı vardı. Uzun bir süre bekledikten sonra, ona doğru gelen bir grup atlı gördü. İlkinin geçmesine izin verdi. Sonra ikincinin, üçüncünün, … Geriye tek bir atlı kalmıştı. Yaklaştığında adam onun gözlerine baktı ve "Beni karşıya geçirir misin oğlum?" diye sordu. Devamını oku…

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:00

  • John Henry Fabre isimli Fransız bilim adamının, adına "Resmi Geçit Tırtılı" denen tırtıllar üzerinde yaptığı bir deneyden bahsetmek istiyorum. Bu tırtıllar önlerinde gideni takip ettikleri için bu şekilde adlandırılmışlar.

    Tırtıl Fabre tırtılları bir tabağın içine çember şeklinde yerleştirerek birbirlerini takip etmesini sağlamış. Daha sonra ortalarına yiyecek koymuş, ama tırtıllar dönmeye devam etmiş. Bir gün, iki gün derken aradan iki hafta geçmiş ama tırtıllar birbirini takip etmeyi bırakmamışlar. Üçüncü haftanın sonunda aradan birkaç tanesi ölmüş. Bu sayede yoldan saparak yiyeceklere ulaşabilmişler.

    Bu tırtıllar çok çalışmış, bilim adamının deneyini yapması için ölümü bile göze almışlar. Ama bir sorun var:

    "Bu tırtıllar yemeği hak etmişler mi?"

    "HAYIR!"

    Burada tırtıllar çok çalışmak ile etkin çalışmak arasındaki farkı anlayamamış ve sonuçta açlıktan ölmüşler.

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 13:00

  • Don Kişot Bunun "Don Kişot" ile alakalı olduğunu düşünmeyin çünkü değil. Bu "Geleceğe Dönüş" filminden çıkarılacak derslerden biri. Şimdi sorarsınız ne alaka diye. Şöyle anlatayım;

     

    Geleceğe Dönüş 3. filmde hatırlarsanız, sevgili psikopat doktorumuz Emmett Brown ile Marty McFly 1885′ten geri dönmeye çalışıyorlardı. Zaman makinesi için benzin bulamadıklarından dolayı bir trene 88 mil (neden 88 hep merak etmişimdir :) ) hız yaptırıp onunla zaman makinesini çalıştırmak istiyorlardı. Buraya kadar tamam. Peki yel değirmeni?

    Doktorun evinde hazırladığı maket üzerinde bunun deneyini yapmaya çalıştılar. Bu deneyi yaparken doktor yapılacakları anlatıyordu. Tam metni hatırlamıyorum ama şu şekilde bir konuşma geçmişti:

    Devamını oku…

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: , , ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 13:57

  • Su

    Geçmiş zamanda, her şeye olumsuz bakan, sürekli şikayet eden, bardağın hep boş tarafını gören bir öğrenci varmış. Bilge ona her zaman olumlu olana odaklanmasını, pozitif düşünmesini söyler, ama hiç dinletemezmiş.

    Bir gün bilge onu yanına çağırmış. Bu defa eline bir bardak alıp yarıya kadar suyla doldurmuş ve "Ne görüyorsun?" diye sormuş.

    Öğrenci onun böyle yapmasından nefret edermiş. "Her zaman aynı şeyleri söylüyor ihtiyar bunak." diye düşünmüş ve bir daha söylemesin diye bardaktaki suyu dökmüş ve yere ters çevirip koymuş. Ardından "Artık tamamı boş bir bardak görüyorum." diye sinirli bir şekilde cevap vermiş. 

    Bunun üzerine bilge gülümsemiş ve coşkuyla "Mükemmel!" diye bağırmış.

    Öğrenci olduğu yerde durmuş şaşkın şaşkın bakarken, bilge "Artık onu istediğin şeyle doldurabilirsin." diye devam etmiş ve bardağı düz çevirip çay ile doldurmuş.

    Sonra da gülümseyerek şöyle demiş: "Görüyorsun, eğer içinde su varken çay doldursaydım, içindeki şey ne su ne de çay tadı verecekti." 

    Bazen bardağın dolu tarafını görmek de yetmez. Bir çıkış yolu bulamadığınızda, her şeyi bırakıp sıfırdan başlamak daha anlamlı olabilir.

    Tayfun Taşkın

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 13:37

  • Bir deli her gün akıl hastanesinin önüne çıkıp gülüyormuş. Her gün oradan geçerken onu öyle gören biri bir gün dayanamayıp sormuş:
        — Ya kardeşim! Neden her gün burada oturup da gülüyorsun.
    Deli cevap vermiş:
        — Ben buraya gelmeden önce kendi kendime: “Bundan sonra kendime söz veriyorum: Gülmem gerektiğinde ağlayacağım, ağlamam gerektiğinde de güleceğim.” demiştim. Sonra beni deli sanıp buraya getirdiler.
    Adam biraz düşünmüş ve sormuş:
        — Bu yaptığın işe yarıyor mu bari?
    Deli tekrar cevap vermiş:
        — Evet, çok işe yarıyor. Artık hiç ağlamıyorum.

    Tayfun Taşkın

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 14:06

Ara


Sponsor



Diğer