• Geçenlerde bir gün reklam arasında kanalları dolaşırken, ATV’de yayınlanan "Benim Annem Bir Melek" dizisinin bir sahnesine denk geldim. Çok güzel bir replik hazırladıkları için kendilerini tebrik ediyorum. Tam metni hatırlayamadım ama verdiği mesajı aktarmaya çalışacağım.

    Diyalog evin annesi Neriman (Oya Başar) ile evin gelini Ece (Dolunay Soysert) arasında geçiyordu. Neriman hanım Ece’ye bir yerin adresini soruyordu. Ondan sonrası ise şöyle:

     

    Ece : "Hani Çin Mahallesini geçince sağda bir İtalyan Lokantası var ya"

    Neriman : "Evet"

    Ece : "İşte onun karşısındaki sokaktan girince bir Alman Şarküteri var, onu geçtikten sonra soldaki Fransız Parfümeri’nin yanındaki sokakta İngiliz Pet Shop’un karşısındaki Amerikan Büfe’den aldım."

    Neriman : "Hmm. Gelin! Bişey soracam. Sen okumuş kişisin bilirsin."

    Ece : "Evet anne"

    Neriman : "Atatürk ve Silah Arkadaşları Kurtuluş Savaşını niye yaptı."

    Ece : "Eee, Yabancılar ülkemize girmesin diye anne. Niye sordun."

    Neriman : "İyi ki yapmışlar."

    Artık ben bir şey diyemiyorum. Onlar çok güzel açıklamış.

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: , ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 14:01

  • Henüz 18 ini yeni bitirmiştin, enerji ve umutla dolu hayata başlamaya hazırdın…

    Ne oldu?

    İstemediğin bir okula girdin.

    İnsanları mutlu etmek, saygı kazanmak, sevilmek için…

    Sevmediğin bir bölümde senelerini harcadın…

    Ayaklarını sürüye sürüye gittin derslere…

    Çalışmak istemedin ama yine de zorladın kendini…

    Güç bela bitirdin sonunda…

    Ne ailen, ne de arkadaşların görmedi yaptığın fedakarlığı…

    Alkışlamadılar seni, omuzlarının üzerine çıkarmadılar, madalya takmadılar…

    Enerjin çoktan tükenmeye başladı bile…

    Kimse bilmez nasıl kendini feda ettiğini…

    Ruhunu teslim ettiğini…

    Gençliğini tükettiğini…

    Devamını oku…

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 13:16

  • Profesör öğrencilerine su soruyu sorar;

    ‘Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?’

    Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.

    ‘Evet, her şeyi Tanrı yarattı!’

    Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine ‘evet efendim ‘ diye yanıtlar. Profesör devam eder;

    ‘Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var olduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız ‘Kesinleştirme’ prensibine göre de Tanrı şeytandır. Öğrenci böyle bir önerme karsısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör ise öğrencilerine bir kez daha Tanrı’nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.

    Devamını oku…

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 14:56

  • Delikanlı yıllar sonra doğduğu kasabaya döner. Sabah uyandığında aklına yıllar önce evlenmek istediği, kasabanın güzel kızı gelir. Kızın güzelliği çevre kasaba ve şehirlerde bile dillerdedir ve kimler istediyse kız bir türlü olumlu yanıt vermemiştir.

    Tek Gül

    Otelden çıkar ve gördüğü yaşlı adama kızı sorar. Yaşlı adam az ilerde güzel bahçe içinde bir ev gösterir, kızın orada oturduğunu söyler.

    Delikanlı merak eder, kızın nasıl biriyle evlendiğini. Bir köşede beklemeye baslar, bir müddet sonra yaşlıca kel pekte hoş görünmeyen bir adamı yolcu eder kız kapıdan… Üstelik zengin bir adam da değildir. Adam gittikten sonra delikanlı çalar kapıyı, kendini tanıtır. Sorar niye bu adamla evlendiğini kıza…

    Devamını oku…

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:03

  • Kartal

    Bir çiftçi, yerde bulduğu bir kartal yumurtasını, tavuk yumurtası sanarak çiftliğine götürmüş.Kuluçkaya yatan tavuğun altına koymuş. Tavuk, kartal yumurtasını da kendi yumurtası sanarak kuluçka döneminde koruyucu kanatları altında tutmuş. Civcivler ve kartal yavrusu yumurtadan çıkmış. Kartal yavrusu, tavukların ve civcivlerin davranışlarını taklit ederek kanat çırpmış, eşinmiş, darı tanelerini ve solucanları yemiş. Kendisinin bir tavuk olmadığını düşünmek aklına bile gelmemiş. Bir gün küçük kartal gökyüzünde uçan kocaman bir kuş görmüş. Kuş o kadar güzel uçuyormuş ki adeta gökyüzünün hakimi gibi davranıyormuş. Bu olağanüstü yaratığa hayranlıkla bakmış. En yakınındaki tavuğa bu kuşun ne olduğunu sormuş. "Ona KARTAL derler. O, tüm kuşların babasıdır. Herkes ondan korkar ve ona saygı duyar." yanıtını almış. "Ben de kartal olmak istiyorum" demiş küçük kartal. "Saçmalama" demiş tavuk ve devam etmiş:

    Tavuk

    "Haddini bil. Sen asla kartal olamazsın. Sen bir tavuksun. Bunu kabul et." Küçük kartal boynunu eğerek, toprağı eşelemiş. "Galiba haklısın." demiş. Küçük kartal yaşamı boyunca tavukların arasında yaşamış, gökyüzünde özgürce dolaşabileceğini bilmeden. Kendi gücünü görmeden, beş on santimetre yükseğe kadar kanat çırpıp daha fazlasını yapabileceğini, gökyüzüne ulaşabileceğini hiç düşünmemiş.

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 16:00

  • kral ve eşleri

     

       Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten kralın 4 eşi varmış.

        Kral en çok dördüncü eşini severmiş, bir dediğini iki etmez, her şeyin en güzelini en iyisini ona verirmiş.

        Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır, üzerine titrermiş.

    İkinci eşini de severmiş kral. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, kralın ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında bulunur sorunun çözümünde ona destek verirmiş.

        Kraliçe olan birinci eşiymiş kralın. Onu en çok seven, karşılık beklemeden seven, sağlığına ve hükümranlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen, kral birinci eşini sevmezmiş ve onunla hiç ilgilenmezmiş.

    Devamını oku…

    • Twitter
    • Google Buzz
    • FriendFeed
    • Delicious
    • Paylaş

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 16:04

Ara


Sponsor



Diğer