Hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2009 Pazar

Is the glass half empty? Then just tip it over!

Once upon a time, there was a student looking everything with a pesimist aspect, murmuring all the time and always seeing the glass as half empty. The sage used to tell him all the time to focus on positive thinking; however, the student didn’t listen to him.
One day, the sage called him to come. Again, he took a glass and pored water till the half of the glass became full, and then asked to him, ”What do you see?”
The student used to hate this attitude of the sage. The student thought that ”This dotard keeps telling the same things all the time!” He poured the water inside the glass and put the glass inverted. Then, he said ”Now, I see a completely empty glass!” with a nervous voice.
Upon his this behaviour, the sage smiled and yelled ”Excellent!” with enthusiasm.
While the student staring at the sage with twisted eyes, the sage said him, ”Now, you can fill your glass with your desired drink.” and after taking glass he poured tea into the glass.
And then, he continued, ”As you see, if you had poured tea while the half was full of water, the mixture would taste neither as tea nor as water.
So, sometimes, seeing events from full half is not enough. When you cannot find a way-out, it may be more sensible to start from the scratch.

TT.

16 Aralık 2008 Salı

Gözler

Uzun zaman önce yaşlı bir adam karşıya geçmek için nehir kenarında duruyordu. Su çok soğuk ve köprü de uzakta olduğundan karşıya geçmek için bir atlıya ihtiyacı vardı. Uzun bir süre bekledikten sonra, ona doğru gelen bir grup atlı gördü. İlkinin geçmesine izin verdi. Sonra ikincinin, üçüncünün, … Geriye tek bir atlı kalmıştı. Yaklaştığında adam onun gözlerine baktı ve "Beni karşıya geçirir misin oğlum?" diye sordu.

Atlı hiç tereddütsüz "Tabi, hemen atlayın" diye cevap verdi. Karşıya geçer geçmez yaşlı adam indi. Süvari merakla: "Amca, elimde olmadan dikkat ettim. Diğerlerinden karşıya geçirmelerini istemeyip de neden benden istediniz?"

Yaşlı adam: "Onların gözlerine baktım ama hiç sevgi göremedim. Sormam boşuna olacaktı. Ama senin gözlerinde şefkat ve yardım etmeye isteklilik gördüm. Beni karşıya geçirmekten mutlu olacaktın."

Bunun üzerine atlı: "Biliyor musunuz, daha önce birine yardım ettiğim için hiç bu kadar mutlu olmamıştım." dedi ve atını Topkapı Sarayına sürdü. Bu atlı genç şehzade Fatih Sultan Mehmet'ti.

Bu olayda yaşlı adam onları doğru okumuştur. Soru:"Eğer atlı siz olsaydınız, yaşlı adam gözlerinize baktığında sizden yardım ister miydi?" İsteyecek olması önemlidir. Çünkü öğüt vermek ile el uzatmak arasında çok büyük bir fark vardır. Siz ve cesaretiniz, bir veya birkaç insan için, nehrin öte yakasına geçmek için böylesine önemli olmalıdır.

15 Eylül 2008 Pazartesi

Bardağın yarısı boş mu? Dökün gitsin...

Geçmiş zamanda, her şeye olumsuz bakan, sürekli şikayet eden, bardağın hep boş tarafını gören bir öğrenci varmış. Bilge ona her zaman olumlu olana odaklanmasını, pozitif düşünmesini söyler, ama hiç dinletemezmiş.
Bir gün bilge onu yanına çağırmış. Bu defa söylemek yerine eline bir bardak alıp yarıya kadar suyla doldurmuş ve "Ne görüyorsun?" diye sormuş.

Öğrenci onun böyle yapmasından nefret edermiş. "Her zaman aynı şeyleri söylüyor ihtiyar bunak." diye düşünmüş ve bir daha söylemesin diye bardaktaki suyu dökmüş ve yere ters çevirip koymuş. Ardından "Artık tamamı boş bir bardak görüyorum." diye sinirli bir şekilde cevap vermiş.

Bunun üzerine bilge gülümsemiş ve coşkuyla "Mükemmel!" diye bağırmış.

Öğrenci olduğu yerde durmuş şaşkın şaşkın bakarken, bilge "Artık onu istediğin şeyle doldurabilirsin." diye devam etmiş ve bardağı düz çevirip çay ile doldurmuş.

Sonra da gülümseyerek şöyle demiş: "Görüyorsun, eğer içinde su varken çay doldursaydım, içindeki şey ne su ne de çay tadı verecekti."

Bazen bardağın dolu tarafını görmek de yetmez. Bir çıkış yolu bulamadığınızda, her şeyi bırakıp sıfırdan başlamak daha anlamlı olabilir.

TT.

10 Temmuz 2008 Perşembe

Kral ve Eşleri

Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten kralın 4 eşi varmış.

Kral en çok dördüncü eşini severmiş, bir dediğini iki etmez, her şeyin en güzelini en iyisini ona verirmiş.

Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır, üzerine titrermiş.

İkinci eşini de severmiş kral. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, kralın ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında bulunur sorunun çözümünde ona destek verirmiş.

Kraliçe olan birinci eşiymiş kralın. Onu en çok seven, karşılık beklemeden seven, sağlığına ve hükümranlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen, kral birinci eşini sevmezmiş ve onunla hiç ilgilenmezmiş.

Bir gün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceğini anladığı ve öldükten sonra yapayalnız kalmaktan çok korktuğu için, eşlerinden hangisin ölüm yalnızlığını kendisi ile paylaşmak isteyebileceğini öğrenmek istemiş.

8 Ekim 2007 Pazartesi

Kartal mısınız tavuk mu? Siz karar verin

Bir çiftçi, yerde bulduğu bir kartal yumurtasını, tavuk yumurtası sanarak çiftliğine götürmüş.Kuluçkaya yatan tavuğun altına koymuş. Tavuk, kartal yumurtasını da kendi yumurtası sanarak kuluçka döneminde koruyucu kanatları altında tutmuş. Civcivler ve kartal yavrusu yumurtadan çıkmış. Kartal yavrusu, tavukların ve civcivlerin davranışlarını taklit ederek kanat çırpmış, eşinmiş, darı tanelerini ve solucanları yemiş. Kendisinin bir tavuk olmadığını düşünmek aklına bile gelmemiş. Bir gün küçük kartal gökyüzünde uçan kocaman bir kuş görmüş. Kuş o kadar güzel uçuyormuş ki adeta gökyüzünün hakimi gibi davranıyormuş. Bu olağanüstü yaratığa hayranlıkla bakmış. En yakınındaki tavuğa bu kuşun ne olduğunu sormuş. "Ona KARTAL derler. O, tüm kuşların babasıdır. Herkes ondan korkar ve ona saygı duyar." yanıtını almış. "Ben de kartal olmak istiyorum" demiş küçük kartal. "Saçmalama" demiş tavuk ve devam etmiş:
"Haddini bil. Sen asla kartal olamazsın. Sen bir tavuksun. Bunu kabul et." Küçük kartal boynunu eğerek, toprağı eşelemiş. "Galiba haklısın." demiş. Küçük kartal yaşamı boyunca tavukların arasında yaşamış, gökyüzünde özgürce dolaşabileceğini bilmeden. Kendi gücünü görmeden, beş on santimetre yükseğe kadar kanat çırpıp daha fazlasını yapabileceğini, gökyüzüne ulaşabileceğini hiç düşünmemiş.

15 Haziran 2007 Cuma

Gül Bahçesi

Delikanlı yıllar sonra doğduğu kasabaya döner. Sabah uyandığında aklına yıllar önce evlenmek istediği, kasabanın güzel kızı gelir. Kızın güzelliği çevre kasaba ve şehirlerde bile dillerdedir ve kimler istediyse kız bir türlü olumlu yanıt vermemiştir.
Otelden çıkar ve gördüğü yaşlı adama kızı sorar. Yaşlı adam az ilerde güzel bahçe içinde bir ev gösterir, kızın orada oturduğunu söyler.
Delikanlı merak eder, kızın nasıl biriyle evlendiğini. Bir köşede beklemeye baslar, bir müddet sonra yaşlıca kel pekte hoş görünmeyen bir adamı yolcu eder kız kapıdan... Üstelik zengin bir adam da değildir. Adam gittikten sonra delikanlı çalar kapıyı, kendini tanıtır. Sorar niye bu adamla evlendiğini kıza...
Kız söylerim der ama bir koşulla. Evin arkasında büyük bir gül bahçesine götürür delikanlıyı ve der ki: ‘Bu bahçenin en güzel gülünü bana getirirsen söyleyeceğim sana niye bu adamla evlendiğimi... Ama asla geri yürümek yok bahçede, arkana bakmak yok en güzel gülü istiyorum sadece...’
Memnuniyetle der delikanlı ve girer bahçeye. Çok güzel sarı bir gül durmaktadır Karşısında tam elini güle uzatmışken pembe bir gonca görür az ötede, ilerler... Ona uzanırken kadife kırmızı bir gül ilişir gözüne ilerde... Derken. Birde bakar bahçenin sonuna gelmiş... Kıza verdiği söz gelir aklına. Geri dönmek yok... Ne yapsın. Mecburen bulduğu alelade, hatta solmaya yüz tutmuş bir gülü mahçup bir şekilde götürür kıza.
Kız gülümser gülü görünce… ''Bilmem aldın mı cevabını'' der delikanlıya.
Hayat bu bahçede yürümeye benzer...

14 Haziran 2007 Perşembe

Acaba Deli Mi?

Bir deli her gün akıl hastanesinin önüne çıkıp gülüyormuş. Her gün oradan geçerken onu öyle gören biri bir gün dayanamayıp sormuş:

-Ya kardeşim! Neden her gün burada oturup da gülüyorsun.

Deli cevap vermiş:

-Ben buraya gelmeden önce kendi kendime: “Bundan sonra kendime söz veriyorum: Gülmem gerektiğinde ağlayacağım, ağlamam gerektiğinde de güleceğim.” demiştim. Sonra beni deli sanıp buraya getirdiler.

Adam tekrar sormuş:

-Bu yaptığın işe yarıyor mu bari?

Deli tekrar cevap vermiş:

-Evet. Artık hiç ağlamıyorum.

TT.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...