• TT, Yazı-Şiir 03.10.2009 1 Yorum

    Biliyorum hala kızgınsın bana
    Unutmamışsın, unutmayacaksın
    Renginden belliydi bakışlarının
    Cezan bitmedi diyordu ağzından çıkan her harf
    Umut da vardı ama, az da olsa titriyordu gözlerin

    Affeder misin beni, bilmiyorum
    Fazlasıyla pişman oldum artık
    Fark etmedin belki ama
    Elimi tuttuğunda bırakmak istemedim
    Tek istediğim, sadece bir şans daha

    Bağışlanamaz bir hataydı belki yaptığım
    En büyük ceza unuttuğunu hissettirmendi benim için
    Neden sevmiyorsun demeye yüzüm yok belki ama
    İzin de isteyemem senden, seni sevmek için

    - Şubat 2008

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 22:17

  • Müzik 19.09.2009 Yorum yok

    Sertab Erener - Bu Böyle from Tanju ATAGÜL on Vimeo.

    O zor günler solan güller eskidendi. Geçti!
    O zaman aşık olduğum rüzgarlar esti esti. Geçti!

    Aşk seni bulabilir de, uzakta durabilir de
    Samimi oluyor derken mesafe koyabilir de
    Bu böyle vurabilir de, ilgisiz durabilir de
    Onu sana katıyor derken tuzaklar kurabilir de
    Bu böyle

    Geriye sadece yarım yarım sevgiler,
    Yüzüme inceden uzun uzun çizgiler…
    Öznesi kalan süresi kısalan cümleler
    Yalan dolan birkaç resim kaldı

    Aşk seni bulabilir de, uzakta durabilir de
    Samimi oluyor derken mesafe koyabilir de
    Bu böyle vurabilir de, ilgisiz durabilir de
    Onu sana katıyor derken tuzaklar kurabilir de
    Bu böyle

    Etiketler: , , ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 16:39

  • Güncel 09.09.2009 Yorum yok

    Vodafone Gün boyunca bütün İstanbul’da Vodafone hatları iptal oldu. Sabahtan yaptığım aramalarda ‘Şebeke Hatası’ diye bir cevap alıyordum öğlen sıralarında ‘Vodafone’a kayıtlı böyle bir numara yoktur’ cevabı aldım. Şimdi ise ‘Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor’ cevabı alıyorum. Gün sonuna kadar düzelteceklerini bildirmişler ama sanırım durum söylenenden daha kötü. Türkiye’nin pek çok yerinde de çekmiyormuş ve web siteleri bile ulaşılamaz durumda. Bu onlar için büyük bir prestij kaybı olmuştur bence, İstanbul gibi bir yerde hizmet verememek. Aboneler şu andan itibaren numara taşımayı hızlandırır gibi geliyor bana. Ben bile düşünüyorum ki köklü abonelerinden biriyken.

    Ayrıntı için şu habere bakabilirsiniz.


    Yazar: Tayfun Taşkın @ 21:14

  • Mutluluk

    Hani çok üzgünüm dersin ya, kapatırsın bütün kapılarını dünyaya.
    "Bırakın beni! Defolun başımdan!" diye haykırırsın herkese.
    Bir anlamda kaçacak bir yer ararsın, yatarsın akşama katar yatağın içinde.
    Uyuyamazsın ama düşünemezsin de, bulamazsın en uygun çözümü kendine.
    Sonra bir an konuşacak birileri olsa dersin, hemen telefona koşarsın.
    Ama az önce "Defolun!" dediğin insanlara gitmez parmakların.
    Düşünürsün "Acaba kim benimle konuşur? Kim dinler beni?" diye.
    Sonra MSN gelir aklına, tabi ya orda sesini duymuyorlar, konuşmak kolay.
    Sonra ilk gördüğün kişiye "selam, nasılsın" dersin,
    Karşıdan gelen cevap her zaman "iyiyim saol, ya sen?" dir.
    O anda bütün içindekileri anlatmak için başlarsın ilk cümleye:
    Ağırdan alarak "pek iyi değilim" dersin.
    Sonra üzüntünü belli etmek için iki nokta parantez yazarak yollarsın.
    Ama öyle karmaşıktır ki düşüncelerin kapalı parantez yerine açık paranteze basarsın.
    Karşıdaki kişiye üzülen bir yüz yerine gülen bir yüz gitmiştir.
    O anda karşıdan cevap gelir, gülen bir yüz ve
    "hala nasıl mutlu bu kadar olabiliyorsun?" der ardından.
    "bu gücü, bu enerjiyi nerden buluyorsun kötülüklere karşı durmak için?"
    Bir an fark edersin yaptığını, "hay aksi, nasıl açıklayacağım gerisini, beni mutlu sanıyor"
    İşte o an tarif edemediğin duygular belirmeye başlar içinde, gülümsersin farkında olmadan.
    Anlayamadığın bir huzur ve güven duygusu kaplar kalbini.
    Fark etmişsindir ki her şey parmaklarının ucunda.
    Bir şeyin seni üzmesinin, senin ona verdiğin değerden geldiğini anlarsın,
    Parmakların bile isyan etmiştir, bilinçaltına işlemiştir mutlu olma isteği.
    Aklın kötüyüm demeye zorlasa da seni, bütün uzuvların iyiyim demektedir artık.
    Ne paradır sana mutluluğu getiren, ne de kendin için aldığın güzel elbiselerdir.
    Ne insanların güzel sözleridir, ne de onların seni sevmesidir önemli olan.
    Sadece içinde hissedersin onu, sesinin rengi bile yeniden şekillenir onunla,
    Yüzündeki gülümsemede biter her şey, sadece gözlerini kapa ve düşün…

    Tayfun Taşkın

    Etiketler: ,
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 00:12

  • Genel, TT 21.02.2009 8 Yorum

    Uzun zaman uğraşlar sonucunda blogumu taşıyabildim. Siz siz olun böyle bir şeye kalkışmayın. :)

    Bu sıralarda en uygun temayı bulmak ve sorunları düzeltmek için bir süre beta aşamasında kalacam. Eski temada 3 sütun olmadığı için onu kullanmıyacam. Ama özel istek gelirse düşünebilirim :) (Tema öneriniz varsa bana ulaşabilirseniz sevinirim) Önceki yazılarımın bazılarını burada bulamayabilirsiniz. Onları artık ben de bulamıyorum çünkü :)

    Ne diyelim. Vatana millete hayırlı olsun :)

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 14:30

  • Kitaplar 17.02.2009 Yorum yok

    Büyük heyecanla aldığım ama aldığımdan daha az heyecanla okuduğum bir kitap. Açıklamalara ve yorumlara bakıldığında daha çok Da Vinci Şifresi ile karşılaştırılmış, aldığımda da bunun doğru olduğunu gördüm. Argo bir tabirle Da Vinci çakması olarak nitelendirebilirim. (İlgilenenler için benzer bir şekilde Da Vinci çakması olan bir Türkçe kitap da Derin İmparatorluk)

    Dan Brown‘nun yazdığı kitaplara benzer bir tarzda anlatılmış ancak bana göre hikaye tam oturmamış. Tarihi sadece CIA yıllarındaki eğitiminden bilen bir ajan (Lang) ve ona yardım eden diğer iki ajan (Gurt ve Jacob) (biri MOSSAD’dan) tapınak şövalyelerinin şifrelerini çözmeye çalışıyor ve sonuca ulaşıyorlar. Kitaptaki ana karakter olan Lang, Da Vinci Şifresi’ndeki Robert Langdon’dan esinlenmiş ama onun kadar karizma bir kişiliği yok. Yine diğer karakterler de çok baskın karakterler değiller. Ayrıca kitapta hala anlamadığım (103. sayfa “Portekiz - Aynı gün, saat 08:27” diye başlayan) bir bölüm var, buraya nerden ne zaman ve nasıl geldi bir türlü çözemedim.

    Daha güzel olması açısından şifreler daha mantıklı seçilebilirdi ve Lang’a yardımcı olmak üzere bir de tarih profesörü falan bulunabilirdi. Ben Dan Brown anlatımına alışmış olduğum için de böyle düşünmüş olabilirim.
    Kitaba verdiğim not ise 5 üzerinden 3.


    Kitap Adı: Pegasus Sırrı
    Yayınevi: Pegasus Yayınları
    Yazarı: Gregg Loomis
    Yayın Yılı: 2008
    Sayfa Sayısı: 400 sayfa
    ISBN: 6055943264
    Dili: Türkçe

    Adını verdiğim diğer kitaplar:

    Devamını oku…

    Etiketler:
    Yazar: Tayfun Taşkın @ 15:36